HÜYÜK
Nahiyemizin kesin olarak kuruluş tarihi
bilinmemekle birlikte kuruluşu M.Ö.'lere dayanmaktadır.
Adını almış olduğu Höyük şu anda nahiyemizin merkesinde
yerleşim yeri halindedir. Kesin kayıtları olmamakla
birlikte halk arasında kuruluşu şöyle anlatılmaktadır.
Bundan 900 yıl evvel Horasan'dan Konya'ya Alaattin Keykubat
ile beraberinde gelenlerden Şeyh İdris ile kardeşi Şeyh
Bahri gelip bugünkü yerleşim merkezini yurt edinmişler
ve kurucuları olarak da bunlar bilinmektedir. Bunlara
ait halk dilinde yatır denilen mezarları da halen mevcut
olup halk tarafından koruma altındadır. daha sonraları
buraya yeniçeriler gelip Hüyük'ü kale içerisine alırlar.
şu anda halen sağlam olarak bulunan Dikilitaş'ın o zamanlarda
kale kapısının bir kısmı olduğu sanılmaktadır. Bir süre
sonra da Haytalar ismini taşıyan bir kavim gelerek,
yeniçerilerle bugün Kanlıdere olarak bildiğimiz yerde
savaşırlar. Neticede yeniçeriler burayı terk ederler.
Haytalar kavmi de burayı yurt tutar. Haytalar zamanında
da Alaattin Keykubat tarafından Hüyük'e kadılık verilmiş
ve bu zamanda da adını aldığı Höyük doldurulmuştur.
Merkeze 2 km uzakta, güneydoğusunda Aktaşlar denilen
mevkide çıkan tuğla, eski kap kacak ve bina kalıntıları
bütün bunları doğrulamaktadır.
İpek yolu şu andaki yerleşim merkezinin içinden geçmektedir.
İpek yolu üzerinde nahiyemize bağlı Çavuş kasabasında
2 adet sıcak su hamamı, Köşk kasabasının nahiyemize
3 km olan turistik olarak işleyen sıcak ve şifalı su
hamamı mevcuttur. ilçemiz 1943 yılında Bucak merkezi,
1955 yılında Belediye olmuş ve 1987 yılında da ilçe
olmuştur. İlçemize 15 köy, 5 kasaba bağlıdır.
Hüyük'teki
Tarih
Hüyük çevresinin tarihi M.Ö. 7000-6000
yıllarına kadar (Taş Devri) kadar uzanır. M.Ö. 2000
yıllarında Hititler çevremizde ölmez eserler bırakmışlardı.
Hüyük-Beyşehir sınırında bulunan Eflatun Pınarı bu eserlere
en büyük örnektir.
Bölgemiz zaman zaman Sümerler, Mısırlılar
ve Asurluların istilalarına da uğramıştır. Daha sonraki
dönemlerde Frigyalılar, M.Ö. 7.Yy. da Lidyalılar, Persler
Büyük İskender bölgemizde egemen olmuşlardır. M.Ö. 120
yüzyıllarından sonra da bölgemizin egemenliği Romalıların
eline geçmiştir.
Uzun süre Doğu Roma (Bizans) idaresinde kalan Hüyük
ve çevresinde bu uygarlığa ait iz ve eserlere pek fazla
rastlanmamaktadır. İlçemizin adını aldığı tepe (Höyük)
ve ilçemizin güney doğusundaki Aktaşlar mevkiinde bulunan
Paralar ve eşyalar Roma uygarlığının izlerini taşımaktadır.
Ayrıca yakın zamanlarda ilçemizde imar alanı içinde
yapılan inşaat kazılarında ortaya çıkan mezarlar İslamiyet
öncesi izleri taşımaktadır. İlçemizin tarihini aydınlatacak
bu dönemlere ait bulgular yok denecek kadar azdır. Su
konuda geniş bir araştırma yapılmamıştır. Anadolu Selçuklu
Devletinin yıkılmasından sonra yöremiz önce Eşref Oğulları
Beyliği ve sonrada Hamit oğullan Beyliğine geçmiştir.
1374 yılından 1467 yılına kadar bölge Karaman oğulları
ile Osmanlı Devleti arasında yirmi kez el değiştirmiştir.
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Karaman oğullarına
son vererek bölgemiz kesin olarak Osmanlı Devletine
katmıştır. 1467 yılından sonra Hüyük, Katip Çelebi’
nin CİHANNÜMA adlı eserinde bahsettiği salnamesinde
de anlaşılacağı gibi Beyşehir sancağına bağlı Kıreli
Livası’ nın bir köyü olmuştur.
Hüyük, 1943 yılında bucak, 1955 yılında
belediye, ve 1967 yılında da ilçe olmuştur. Anadolu
Selçuklu Devleti zamanında devletin yazlık merkezinin
Beyşehir gölü’ nün batı kıyısındaki Kubad-ı Abat olması,
o devirde bu bölgenin önemini arttırmıştır. Bu yüzden
bölgemizin her beldesinde Selçuklular döneminden kalma
eserlere rastlanmaktadır. Köşk ve Çavuş kaplıcaları
bu eserlerden önemlileridir
Köşk Hamamı denilen ılıca Hüyük ilçesinin
güney doğusunda ve 5 km. uzaklıktadır. Bugün bu tarihi
hamamın yanına kadın ve erkekler için 2 adet ayrı ayrı
yeni hamamlar yapılmıştır. Yanında otel ve konaklama
tesisleri mevcuttur. Modern hale getirilmeye çalışılan
kaplıcaların sularının şifalı olduğu bütün çevre tarafından
bilinmektedir..
EZGİ
ÇETİN GÖZÜYLE MUTLU
MUTLU
KASABASI
Mutlu
Kasabası Konya‘nın Hüyük ilçesine bağlı Hüyük ‘ün 2
km doğusunda Sultan dağlarının eteklerinde şirin bir
kasabadır.
Önceden ismi Keçi köyü imiş. 1970 yılında o zamanki
Konya Valisi köyleri gezmeye çıkmış. Bütün köyleri dolaşırken
sıra Keçi köyüne gelmiş. Köyde halk Vali ‘yi büyük bir
coşkuyla karşılamış. Çok misafirperver davranmışlar.
Bunun üzerine Vali köyü gezmeye çıkmış, sokaklarda dolaşırken
insanları gayet neşeli görmüş, herkes çok mutlu imiş.
Vali köyden ayrılacakken dönmüş demiş ki “Sizin gibi
insanların yaşadığı bu köye Keçi ismi yakışmıyor, ben
bu köyün adını insanları gibi M UTLU koymak istiyorum.
Siz ne dersiniz?” Köylülerimizde bu ismi beğenmişler
ve kabul etmişler. Vali isim değişikliği için yasal
prosedürü takip etmiş ve Keçi köyünün adı MUTLU KÖYÜ
olarak değiştirmiş. Mutlu köyü 1990 nüfus sayımında
biraz özveri ile çalışıp dışarıdaki köylülerimizi toplamış
ve köyün nüfusunu 2175 ‘e çıkartmış ve 1992 yılında
da belediye olmuştur ve bu tarihten sonrada Mutlu Kasabası
olmuştur. Mutlu Belediye olduktan sonra çehresi daha
da değişmiş köy zamanındaki çarpıklıklar giderilmeye
çalışılmıştır, küçük sokaklar genişletilmeye başlanılmıştır.
Diğer sorunlarıda yavaş yavaş çözümlenmektedir.
NÜFUSU
Mutlu Kasabasının Nüfusu son sayımda (2000 yılı genel
sayımında) 3175 olarak çıkmıştır. Bu nüfus aslında kasabanın
net nüfusu değildir. Yaklaşık olarak nüfusu 5000‘in
üzerindedir. Fakat ileride de değinileceği gibi kasabanın
gelirinin az olması sebebiyle nüfus bu şekilde az çıkmıştır.
YÜZ
ÖLÇÜMU
Mutlu kasabasının yüz ölçümü kasaba imar planına göre
yani yerleşim alanı yaklaşık olarak 4 Km2 ‘dir. 15 Bunun
yanı sıra kasabanın, arazi dahil Tapusal sınırı ise
20 Km2 kadardır.
GEÇİM
KAYNAKLARI
Kasabamızda günümüzde geçim kaynağı olarak en ön planda
tarım gelmektedir. Tarım alanında ise daha çok buğday,
arpa, nohut ve son yıllarda hızla yaygınlaşan mercimek
üretimi yapılmakta. Ayrıca 1998 yılında Hüyük kaymakamlığının
teşvikiyle Mutlu kasabasında şu anda 5 adet sera kurulmuş
ve erken sebze üretimi de yapılmaktadır. Kasabanın sebze
ihtiyacını hemen hemen karşılamaktadır. Küçük çaplı
da olsa mevsimine göre kasaba halkı kendi yiyeceği sebzeyi
kendi bahçesinde yetiştirmektedir. Ayrıca azalmasına
rağmen kasabamızda 2 adet sıcak demirci dükkanı. 2 adet
demir doğrama atölyesi ve 4 adet marangoz atölyesi de
mevcuttur ve şu anda hala faaliyet göstermektedirler
Bu konuyu biraz açacak olursak; yaptığım araştırma sonucu
kasabamız 1970’li yıllara kadar çevre köyler içerisinde
en çok esnafı olan bir köy imiş. O yıllarda sayıları
sekizi bulan sıcak demirci dükkanı varmış ve çevre köylerin
pulluk, çapa, hatta, orak, kağnı tekeri ve benzeri demir
malzemeleri burada yapılır satılırmış ve köylünün refah
düzeyi çok iyi dururumdaymış. Bunun Yanı sıra marangozluk
işlerinde de kasabamız ilerdeymiş fakat gelişen teknolojiye
ayak uyduramayınca bu gibi işler azalmış.
Ayrıca Mutlu Kasabasında son yıllara kadar hemen hemen
her evde hasır dokunur ve birçok aile bundan geçimini
sağlarmış. Dokunan hasırlar iki çeşit, biri büyük yer
hasırı diye tabir edilen 1,5x3 metre ebadındaki hasırlar,
diğeri plaj hasırı diye tabir edilen 0,60x1,25 metre
boyutundaki hasırlar. Plaj hasırları aynı zamanda dekorasyon
hasırları olarak da kullanılmaktaymış. Hasır işlerinde
yine teknolojinin kurbanı olmuş kendine yeni pazarlar
bulamamış. Sahillere gelen ve daha ucuz olan Çin hasırlarına
pazarını kaptırmış ve bunun sonucu olarak da hasırcılık
işleri Kasabamızda hemen hemen kalmamıştır. Durum böyle
olunca geçim zorlaşmış ve Kasaba halkı büyük şehirlere
göç etmek zorunda kalmıştır. Genellikle Ankara, İstanbul
ve İzmir ‘de hemşerilerimiz çoktur. Fakat Kasabamızla
ilişkileri kesilmiş değildir. Her fırsatta Kasabamıza
gelir giderler. Eskiden bol miktarda küçük baş hayvan
beslenen kasabamızda son yıllarda hızla büyük baş besiciliğine
dönülmüştür. Kasabamızda birçok aile küçük çaplı yani
2 veya 3 büyükbaş hayvan beslemekte 5 aile ticari anlamda
besicilik yapmaktadır.
GELENEK
VE GÖRENEKLER
Kasabamız
insanları genelde aydın ve kültürlü kişilerdir. 25 ve
30 yaş üzerindeki kadınlar genelde şalvar denilen geniş
giysiyi üzerlerine gömlek, kazak gibi giyecekleri giyer
ve başları örtülüdür. Baş örtüsü olarak yazma denilen
yemeniyi kullanırlar. Giyimleri gayet sadedir. Yaşlı
ninelerin anlattığına göre eskiden gelinlik kızlar,
gençler kutni denilen simli kumaştan yapılan şalvar
onun üzerine fermana denilen üzeri işlemeli yelek giyerlermiş
ve başa takke ve üzerine oya işlemeli yemeni bağlarlarmış.
Bu gelenekler tamamen kalkmıştır.
Kasabamıza özel diğer yerlerde bilinmeyen değişik bir
yemek çeşidi yoktur. Fakat bütün kadınlar günümüz yemeklerinin
her çeşidini hemen hemen pişirmektedirler. Bunun yanı
sıra çevremizde azalmakla birlikte kasabamızda hala
her evin yaptığı tarhana vardır. Yaz aylarında her aile
tarafından yapılır. Tarhananın yapılışı şöyledir; buğday
yıkanır, kurutulur ve dövülerek kabuğu çıkartılır. daha
sonra bulgur değirmeninde ince şekilde kırdırılır. Buğday
hazırlandıktan sonra ihtiyaca göre süzme yoğurt hazırlanır
ve daha sonra süzme yoğurt ayran yapılır. Ayran büyük
kazanlarla kaynatılır kaynayan ayran belli bir kıvama
gelince kırdırılan buğday kasaba diline göre yarma kaynayan
ayrana yavaş yavaş katılır. Bir kadın yarmayı ayrana
dökerken bir başka kadın kaynamakta olan ayranı karıştırır.
Ayran miktarına göre yarma kazana döküldükten sonra
kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Piştikten sonra
ateşten indirilir ve diğer gün sabaha kadar soğumaya
bırakılır ve tarhana yapılacak (kasabamızda yapma işine
yazma olarak söylenir) kamıştan yapılmış örme sergi
açılır. (Tarhana çığı) Ve sabahleyin bütün komşu kadınlar
toplanır. Birkaç kadın dinlenmiş olan hamur tarhanayı
yoğurarak yumuşatır. Diğer kadınlar tarhana çığının
yanında yoğrulmuş tarhanayı elleriyle incelterek düz
bir tabak şeklinde ve ince bir şekilde açarak çığa sererler.
Hava sıcaklığına göre doğrudan güneşin altında 2 veya
3 gün durur ve tamamen kuruyunca toplanır ve eve yerleştirilir.
Tarhana kasabamızın geleneksel bir yiyeceğidir. Kışın
aile kendisi bunları tükettiği gibi aynı zamanda eve
gelen misafirlere de ikram ettiği bir tür kuru yemiş
gibidir. Tarhanayı kış akşamları komşular toplandığında
sobanın üzerinde veya yağda kızartarak ve yanında badem,
ceviz veya fıstık gibi kuruyemişlerle birlikte yerler.
Genelde kasabada kış günleri erkekler günlerini hemen
hemen kahvehanede geçirirler, kasabamızın kadınları
da gündüzleri ev işlerini yapar akşamları da komşularına
misafirliğe giderler. Bahar geldiğinde hem erkekler
ve hemde kadınlar kendilerine göre bahçe ve bağ işlerine
başlarlar. Yaz gelince ise harman işleri ile uğraşırlar.
Mutlu Kasabasında evlilikler genellikle sevgiye dayanır.
Kız ve Oğlan birbirleriyle önceden konuşur ve anlaşır.
Daha sonra oğlanın aile büyükleri dünür giderler, kız
tarafı da evet derse söz kesilir ve nişan yapılır. Nişan
işi akrabaların, komşuların ve arkadaşların katılımıyla
yapılır. Daha sonra düğün tarihi belirlenir. Düğün tarihi
geldiğinde düğünden yaklaşık beş gün önce astar yapılır.
Oğlan evi masrafları üstlenerek kız evinde yemekler
ve davetler yapılır. Astara kadınlar davet edilir. Davetliler
gelince oyun, türkü faslından sonra yemekler yenir ve
kıza takılacak hediyeler verilir. Hediyeler verilirken
meydancı kadın tarafından davetlilere bağırarak söylenir.
Şöyle ki; kızın halasından biri halı, oğlanın teyzesinden
bir bilezik gibi. Hediyeler verildikten sonra dağılınır.
Düğüne üç kala kız yufkası yapılır ve kız evinde eğlenilir.
Düğüne iki gün kala oğlan yufkası yapılır ve oğlan evinde
eğlenilir.Düğüne bir gün kala kına gecesi yapılır. Oğlan
evinin davetlileri oğlan evinde, kız evinin davetlileri
kız evinde toplanır. Kına gecesinin en güzel yanı ise
oğlan evinin kadın davetlileri kız evine toplu halde
kına yakmaya giderler. Kız evinde her iki tarafta güzelce
eğlenir ve sıra gelin kıza ve kız eşine kına yakmaya
gelir. Hazırlanan kına üzerlerine al örtülen gelin kızın
ve kız eşinin eline sürülür, bu işlem esnasında gelin
okşaması yapılır. Gelin okşaması bitince oğlan evi davetlileri
geriye oğlan evine dönerler. Her iki tarafta kendi arasında
biraz daha eğlence yaptıktan sonra kadınlara daha önceden
paketlenen kınalar dağıtılır ve kına gecesi böylece
biter. Düğün günü misafirlerin toplanması ile genelde
saat 3-4 sıralarında uzunca bir araç konvoyu ile kız
evine gidilir ve gelin alındıktan sonra kasaba içerisinde
gezilir, ve oğlan evine gidilir. Gelin oğlan evine gelince
davetli erkekler yüksek yerlerden çocuklara şeker, para
ve çikolata atarlar. Kasabanın çocukları bu atılan şeker
ve parayı kapmak için birbirleriyle mücadele ederler.
Şeker ve para atma işi bitince erkekler için düğün bitmiş
olur. Kadınlar ise geniş bir meydanda toplanarak gelin
kızı ortaya oturtarak bir müddet daha eğlence yaparlar.
Eğlence sonunda kadınlar tarafından bir sergiyi andıran
gelinin çeyizine bakar ve düğünden dağılırlar ve düğün
böylece biter.
Kasabamızda dini bayramlar da çok neşeli geçer. Çoğunluğu
büyük şehirlerde olan insanlar özellikle son yıllarda
bayram tatillerinin uzun olması sebebiyle kasabada toplanırlar.
Hemen her evin büyük şehirden Oğlu kızı ve torunları
gelmiştir. Durum böyle olunca insanlar birbirlerine
kavuşmanın sevinci ile bayramları daha güzel geçirirler.
Kasaba hayli kalabalık olur, eski dostlar birbirlerini
görürler. Herkes birbirleriyle bayramlaşır, aile büyüklerinin
ziyaretlerine gider onların gönüllerini alır.
Mutlu Kasabasında Milli bayramlarda büyük ilgi görür.
Kasabanın ilkokulu bir bayram programı hazırlar, kasabanın
tüm insanları okulda toplanır ve minik öğrencilerin
hazırladıkları programı izlerler.
KÜLTÜRÜ
Mutlu insanı oldukça aydındır. Hemen hemen İstanbul
türkçesine yakın bir dille konuşurlar. Konuşmaları oldukça
nettir. Okuma-yazma oranı oldukça yüksektir. 1940 ve
daha sonraki doğumluların hemen hepsinin okuması yazması
vardır. Birçok gencimiz üniversite mezunu olup bir çoğu
da hala
okumaktadır Kasabamızda bir İlköğretim okulu bulunmaktadır.
Öğrencilerimiz liseyi genellikle Hüyük veya Beyşehir
‘de okumaktadır.
ÇEVRE
Mutlu oldukça şanslı bir kasabadır. Çünkü yerleşim yeri
olarak çok gücü bir yerdedir. Kuzeyi dağ diğer tarafları
açıktır. Ayrıca kasabanın doğusunda Balıklı Pınar mesire
yeri vardır.
BALIKLI
PINAR EFSANESİ
Balıklı
Pınar mesire yerinde iki adet pınar vardır ve bunlara
ek olarak belediye tarafından yaptırılan küçük bir gölet
vardır, ayrıca Balıklı Pınar ve çevresi belediye tarafından
ağaçlandırılmış ve birde çocuk park yapılmıştır. Hüyük
ve çevresindeki en güzel piknik yeridir. Havuzlarda
balık bulunmakta fakat bir efsaneye göre bu balıklar
yenmemektedir. Buda mesire yerinin özelliğini artırmaktadır.
Batıklı Pınar ile ilgili anlatılan efsane ise şöyledir:
Çok eski zamanlarda yaşlı bir karı koca varmış, bunlar
kendi hallerinde geçinip giden iyi insanlarmış. Bir
gün kadın sabah ezanı okunurken bahçedeki kavak ağacının
secdeye vardığını görmüş bunu o gün kocasına söylemiş
fakat kocası inanmamış. Kadın sana da gösteririm demiş.
Bir gün sabah erkenden kadın ekmek pişirirken ezan okunmaya
başlamış kocasına dönüp ocaktaki ekmeğe bakmasını ve
kendisinin de eşarbını kavak ağacı secdeye varınca en
uç dalına bağlayıp geleceğini söylemiş ve bahçeye çıkmış.
Kavak ağacı secdeye vardığında eşarbını en uç dala bağlamış
ve eve girmiş birde ne görsün ocakta pişmekte olan ekmek
yanmış. Kocasına dönüp eşarbı kavağın en uç dalına secdeye
vardığında bağladığını ama kendisinin ekmeğe niye bakmadığını
söylemiş. Kocası da bende Akdeniz de düşmanlar tarafından
kuşatılan Türk donanmasına yardıma gittim. Birkaç düşman
öldürdüm geldim demiş. Fakat bu seferde kadın inanmamış
fakat tam bu anda adamın elbisesinin altında bir şey
zıplamaya başlamış adamda bak demiş orada denize düşmüştüm
bu balık ta elbisemin içine girmiş deyip koynundan balığı
çıkarmış ve o balığı getirip bu pınara salmışlar ve
böylece pınarda bu balıklar çoğalmış gitmiş. Halen kasabamızda
bu karı kocanın türbesi vardır. Ayrıca Balıklı Pınar
mesire yerinde güneşin batışını izlemek çok güzeldir.
680
nolu defterin 159. sayfa 79. sırada kayıtlı Beyşehir-Keci
nam karyede sünnetçi ali Oğlu Abdullah vakfına ait 1251
tarihli vakfiyeden çıkarılan suret
Liva-ı Beyşehiriye tabi kır İli kazasına
muzafâtından keçi nam karye sakinlerinden sahibul-hayrat
sünnetçi Ali oğlu Abdullah Bini Ali nam kimesne (tekabbelallahü
hayratehu) meclisi şer'i enver işamihil imad ve mahfeli
dini ziya-i küsterirasihul evtafda muvakki kitap sıhhat-ı
nisap olan hakimi hasin huzurunda vakf-ı atıl beyanı
lieclittescil nasb ve tayin eylediği mutevelli Esseyid
Mustafa Efendi İbni seyyi'd Hasan efendi muvacehesi'nde
ikrar-ı sahih-i şeri ve itiraf-ı sahıh-ı meri edup hasbeten
lillahi tealâ ve taleben limerzati (yevme yeştazillumer'u
tahtassadakati) hi mulahazasiyle keçi nam karye-i mezburede
ma'lumül-hudud vel-cihat silki mülkü sahihimde münselik
olan kendi arsam üzerine atyab-ı malımdan bir dershane
ile altı aded hücreli bir medrese bi'na eyledim ve dershane-i
mezkurede tedris-i ulum-u nafiayı eden efendiye ve hücrelerde
tahsili ulum içun saki'n olan Talib efendilere ve mutevelli
olan kimesnelere nemasından vazife verilmek içun yine
atyeb-i malimdan bin kuruş akçe mumtaz velieclil vakf
igrac ve ifraz edup eimme-i din-i mübin ve mesahip-i
cahid-i muçtehinden vakf-ı derahım ve denanirı'n şahit
ve cevazında zahip olanların ye'y-i münir ve mezheb-i
hatirlerin üzere vakf-ı sahıh-i şeri müebbed ve habsi
sarih-i meri' mahalled ile vakf ve habe olup ve şart
eyledi ki mali mevsuf ve mabla-i mevkuf onu onbirbuçuk
olmak üzere cari olan vech-i meşru ile rayb ve rı'yadan
ari ve nehci sihhat ve sedad üzere cari olan vech-i
helal ve mübah üzere istı'rbah olunup hasil-ı rey ve
galle ve nema ve fazladan dershane-i mezkurede müderris
olan efendilerin her birine yevmi üeçr akça vazife verile
ve altı adet hücrelerde sakin olan talib kimesneye ücret-i
hizmeti mukabelesinde yevmi altışar akça vazife verile
maada fazla kalan akça ile ihtiyacı mess ettikde mütevellisi
yedi ile ta'miri dershane ve hücürata sarf oluna ve
eğer havadis-i zaman ile alem mütegayir olup mesarif-ı
mezbureye şart olunmak müteazzir be mutassır olur isa
nemay-ı... oldukça umuru tevliyete sarruf kendüye ve
kaza-i nahbı ilerrabbi teala bailhayrı muyesser oldukda
ekber evladına ve ekber evlad-ı evladına ilel deyyin
bir kimesne umur-u tevliyete mutassarfrıf ola deyu vakfımezkuru
iki ay mukaddam işbu hazir-ı bilmeclis mütevelli olan
esseyid mustafa efendiye teslim etmiştim dedikde...
Bu
Bölümü AMET ERDOGAN ýn katkýlarý
ile hazýrlanmýþtýr keþekkür
ederiz
Çok muhterem hemþehrimiz Abdullah SÝVRÝDAÐ
Beyefendinin katkýlarý.
Osmanlý Arþivinde yayýnlanmýþ
Tahrir Defterlerine göre Keçi köyü
937/1530 yýlýnda 61 nefer 44 hane olup
toplam hasýlý 3,728 akçadýr(1).
Belki bu tarih 50 yýl daha geriye götürülebilir.
Mufassal Defterler incelendiðinde belli tarih aralýklarýyla
bu 61 neferin isimleri, hukuki statüleri, verdikleri
vergi oranlarý vb. Þeyleri tespit etmek
mümkündür. Ancak bugünkü yaþayanlarla
baðlantý kurmak oldukça zordur. Bu
baðlantý 1261 tarihinde M.1845 yapýlan
ve Temettuat adý verilen sayýmlarda kurulabilir.
Defterlerde þahýslar teker teker yazýlarak
emlak ve arazi dökümleri verilmiþtir.
Keçi köyüne ait ekteki Temettuat defterinin
sadece þahýs isimlerini ve statülerini
belirten baþlýklarýný yazdým.
Köyün isminin Keçi deðil Kiçi
(küçük anlamýna) olmasý
gerekir diye düþünüyorum. Bunun
içinde yayýnlanan defterde Kiçi
olarak yazdýk.
Konya Sancaðý Eyaleti Dahilinde Vaki Bizzat
Ýdarede Bulunan Kýrili Kazasý Kurasýnda
Keçi karyesi Ahalisinin Emlak ve Arazi ve Temettuat
Mikdarýný Mübeyyin Defterdir.
l- Müderrisinden Hüseyin oðlu Mustafa
Efendi (Ba-berat-ý ali mescid-ý þerifin
imamýdýr)
2- Erbab-ý ziraatdan Osman oðlu Ömer
Efendi, karye-ý mezburede ba-berat-ý ali
cami-i þerifin nýsf imamet ve nýsf
hitabet yevmi bir akça vazife-i muayyene ile
cami-i þerifin dokuz dönüm mikdarý
tarlasýný ziraat itmekle altmýþ
bir senesine mahsuben aynen mehuzu dört yüz
guruþ temmettuata kayd olunmaðla þerh
virildi.
3- Erbab-ý ziraatdan Mustafa oðlu Abdulhalim
Efendi, karye-i mezburede ba-berat-ý ali cami-i
þerifin nýsf imamet ve nýsf hitabet
yevmi bir akça vazife-i muayyene ile mezbur cami-i
þerifin bir buçuk dönüm mikdarý
baðý ve on dönüm mikdarý
tarlasý olup muma-ileyh ziraat itmekle ve ruyet
itmekle altmýþ senesi aynen mehuzu
altý yüz elli guruþ sayir temettuatýyla
beraber temettuata kayd olunmaðla þerh virildi.
4- Ameleden Hüseyin Paþa oðlu Abdurrahman
5- Erbab-ý ziraatdan Abdulkadir oðlu Hacý
Þaban
6- Erbab-ý ziraatdan Sünnetci Mehmet oðlu
Süleyman
7- Erbab-ý ziraatdan Karým (?) Ýbrahim
oðlu Ýbrahim
8- Ameleden Hacý Mustafa oðlu Osman
9- Demirci esnafýndan Hacý Nebi oðlu
Hacý Memiþ
10- Erbab-ý ziraatdan Gölleci Abdullah
oðlu Ahmed
11- Sipahi Askeri Tekaüdlerinden Hacý
Memiþ oðlu Mustafa Aða
12- Erbab-ý ziraatdan Mustafa oðlu Hacý
Abdulkadir
13- Erbab-ý ziraatdan Mevlüd oðlu
Ýbrahim
14- Erbab-ý ziraatdan Mevlüd oðlu
Ýsmail
15- Arabacý esnafýndan Kara Mustafa
oðlu Mustafa
16- Arabacý esnafýndan Kara Mustafa
oðlu Ali
17- Ameleden Kara Mustafa oðlu Abdurrahman
18- Demirci esnafýndan Mustafa oðlu Demirci
Mehmed
19- Ameleden Hacý Veli oðlu Mustafa
20- Erbab-ý ziraatdan Celeb Ömer oðlu
Abdurrahman
21- Ameleden Hüseyin oðlu Mehmed
22- Erbab-ý ziraatdan Abaza Abdullah oðlu
Mehmed
23- Erbab-ý ziraatdan Karým (?) Ahmed
oðlu Abdurrahman
24- Hidmetkar Kurhacý (?) Mehmed oðlu Seyyid
Ali
25- Erbab-ý ziraatdan Feyzullah oðlu Mehmed
26- Erbab-ý ziraatdan Çeraðcý
Ahmed oðlu Veli
27- Demirci esnafýndan Halil oðlu Demirci
Süleyman
28- Erbab-ý ziraatdan Hasan oðlu Arabacý
Ýbrahim
29- Ameleden Ömer oðlu Hasan
30- Erbab-ý ziraatdan Cebeci Abdullah oðlu
Memiþ
31- Erbab-ý ziraatdan Monla Hüseyin oðlu
Memiþ
32- Erbab-ý ziraatdan Abdulcelil oðlu Mehmed
33- Ameleden Musa oðlu Deveci Hüseyin
34- Ameleden Kanlýcý Memiþ oðlu
Mehmed
35- Erbab-ý ziraatdan Hacý Veli oðlu
Ali
36- Ameleden Ýmam oðlu Osman
37- Erbab-ý ziraatdan Daðdan Mustafa oðlu
Memiþ
38- Ameleden Deveci/Dedeci (?) Mustafa oðlu Ali
39- Erbab-ý ziraatdan Ömer oðlu Ömer
40- Erbab-ý ziraatdan Mustafa oðlu Hacý
Mahmud
41- Kayýkcý esnafýndan Dede oðlu
Leblebici Memiþ
42- Ameleden Ecir Mustafa oðlu Abdurrahman
43- Ameleden Veli oðlu Mehmed
44- Ameleden Cebeci Mahmud oðlu Süleyman
45- Erbab-ý ziraatdan Cýrýk Ýbrahim
oðlu Ömer
46- Erbab-ý ziraatdan Ayvalu (?) Süleyman
oðlu Mehmed
47- Erbab-ý ziraatdan Cýrýk Ýbrahim
oðlu Ömer
48- Ameleden Ömer oðlu Mustafa
49- Arasacý esnafýndan Kanatlý(?)
Abdurrahman oðlu Mustafa
50- Demirci esnafýndan Halil oðlu Demirci
Hacý Ahmet
51- Demirci esnafýndan Halil oðlu Demirci
Hasan
52- Ameleden Leblebici Abdullah oðlu Mehmed
53- Erbab-ý ziraatdan Ali oðlu Kolsuz Ýsmail
54- Ameleden Ýns(?) Osman oðlu Ahmed
55- Mustafa oðlu müteveffa Velinin
eytamý Ahmed, eytam-ý
merkum 9,5 yaþýnda olup vasisi validesidir.
56- Ameleden Ýbiþ oðlu Mehmed
57- Ameleden Ýns (?) Kara hasan oðlu Mehmed
58- Erbab-ý ziraatdan Abbas oðlu Hüseyin
61- Asiyab ustasý Saðýr Hüseyin
oðlu Ahmed
62- Hüseyin Paþa oðlu Çoban
Memiþ
63- Ameleden (?) Ahmed oðlu Mehmed
64- Ameleden (?) Ahmed oðlu Mahmud
65- Ameleden Ýbiþ oðlu Salih
66- Ameleden Kocabaþ Hüseyin oðlu Abdulkadir
67- Erbab-ý ziraatdan Kocabaþ Hüseyin
oðlu Mehmed
68- Ameleden Yusuf oðlu Memiþ
69- Ameleden Arýk Ahmed oðlu Ahmed
70- Ameleden Ýbrahim oðlu Osman
71- Ameleden Yörük Mehmed oðlu Mehmed
72- Erbab-ý ziraatdan Kanatlý Abdurrahman
oðlu Hasan
73- Erbab-ý ziraatdan Yiðit Abdullah oðlu
Süleyman
74- Baba Abdurrahman oðlu müteveffa Hüseyinin
eytamýSüleyman
75- Arabacý esnafýndan Deli Ýsmail
oðlu Arabacý Hasan
76- Ameleden Emenli Osman oðlu Mustafa
77- Ameleden Emenli Osman oðlu Ali
78- Erbab-ý ziraatdan Dede Veli oðlu Hasan
79- Ameleden Ecir Mehmed oðlu Abdullah
80- Ameleden Halil Usta oðlu Memiþ
81- Ameleden Ýns (?) Abdussamed oðlu Ali
82- Ameleden Yaþlý Halil oðlu Halil
83- Erbab-ý ziraatdan Leblebici Ýsmail
oðlu Ali
84- Ameleden Maraz (?) Hüseyin oðlu Osman
85- Ameleden Arýk Abdullah oðlu Abdullah
86- Ameleden Nasuh oðlu Ýbrahim
87- Erbab-ý ziraatdan Cebeci Mustafa oðlu
Yusuf
88- Ameleden Ahmed oðlu Salih
89- Ameleden tokatlý Ahmed oðlu Mustafa
90- Ameleden Deðirmenci canik(?) Yusuf oðlu
Hüseyin
Yekun-ý Temettuat: 89,939 (91,372,5)
Yekun-ý virgü-yi mahsusa: 6,714 (7,742)
Mühür
Ýmam, Der-karye-i Keçi Muhtar-ý
Evvel der-karye-i Muhtar-ý Sani
Keçi der-
|