MUTLU KASABASI

 

Futbolun Degismez Kurallari

Köydeki arkadaşlarla muhabbet ederken söz döner dolaşır çocukluk hatıralarına gelir. Bu hatıraların da en keyiflisi aramızda oynadığımız maçlar olur. Okul bahçesinde Yaşar Hoca tedirginliğiyle yada harmanlarda bekçiden nasıl kaçılır hesabı içerisinde oynadığımız maçlar. Bu maçların kendine has kuralları vardı. Bu kuralların resmi futbol maçlarında uygulandığını hiç görmedim. Ama bunların bizim kuşaktan önce de sonra da aynen uygulanıyordu ve sadece bir yöreye ait değil, nerede bir maç varsa orada da bu kurallar geçerliydi. Herhalde çoğunu bugünkü çocuklar da biliyordur. Peki nasıl oluyor da hiçbir kitabın yazmadığı, televizyon, internet gibi iletişim araçlarının bulunmadığı o günlerde bu kurallar memleketin her mahallesinde geçerliydi? Kimbilir belki de babalardan oğullara geçen kalıtsal özelliklerdi bunlar. İşte benim hatılayabildiğim bu maçlarının kuralları:

Kural 1:Herkes Mutlaka Oynar.

Oynayacak kişi sayısının tek olması ve kimsenin oyundan çıkarılarak kalbinin kırılmak istenmemesi durumunda bu kural işler. Bu kurala göre: "Fasulyeden" tabiri ile adlandırılaran oyuncu birinci devre bir takımdan, ikinci devre diğer takımdan oynatılır.

Kural 2:Çift Penaltı

Bir penaltı durumunda kaleye hemen en iyi oyuncu konumundaki geçmek ister ( Bizim mahallede bu kişi genellikle Hamdi olurdu). Buna karşılık karşı takıma ikinci bir penaltı hakkı verilir.

Kural 3:Tesselli Penaltısı

Büyüklerle küçüklerin ortak oynadığı maçta büyüklerden biri küçük bir çocuğa sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk mahallenin çocuğudur, ilgi ve sevgi gösterilmesi icap eder. Faulü yapan ise abidir. Penaltı kullanılır, ama gol olmaz. En azından ben hiç rastlamadım. Çünkü kalede kaleyi kaplayacak irilikte biri vardır ve penaltıyı atan küçük çocuktur.

Kural 4:TopuÜç Kere Sektirme

Kaleci degaj kullanırken eğer yanında bir rakip forvet varsa topu üç kere sektirir ve "Açılsana, üç kere sektirdim işte" der, rakip açılır. Bu kuralın mantığını hâlâ anlayabilmiş değilim.

Kural 5:Adamın Gol Diyor

Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan "Kale üstü!" diye bağırılırken içlerinden biri "Gol abi." der. Karşı takımdan bunu duyan oyuncu daha yüksek bağırır "Adamın gol diyor, oğlum!". Çaresiz gol sayılır, ihanet eden dövülür. Bazen de kenarda maçı seyreden birisi otorite kesilir ve "mütemadiyen gol" hükmünü verir.

Kural 6:Sirayla Kaleye Geçmek

Bütün oyuncular "gol kralı" olmak istediğinden kimse kaleye geçmek istemez. Çözüm sirayla kaleci olmaktır. Her yenen golden sonra kaleci degisir.

Kural 7:5'te Devre,

10'nda Biter Oyuncuların hiçbirinde saat olmaması veya saati olan kişiye güven duyulmaması durumunda bu kural geçerlidir. 10. gole ulaşan takım maçı alır.

Kural 8:Fırtına Gibi Esmek

Mahalle maçlarında her zaman uzun saçlı ve havalı özel oyuncular vardır. Bunlar geriden topu alıp bütün güçleriyle ileri koşarlar. Amaç gol atmak değil, saçlarının rüzgarda ahenkle dans etmesini sağlamaktır. Takımlarına pek faydaları olmaz ama futbolun seyir zevki açısından katkıları önemlidir.

Kural 9:Takma İsim Kullanmak

Bazı oyuncular kendi isminden ziyade o günlerin gözde futbolcuların isimleriyle anılmak ister. Maç esnasında takım arkadaşlarına kendisine takma ismiyle hitap edilmesini telkin eder. Bazen de bir oyuncunun tipi veya hareketleri meşhur bir futbolcuyu çağrıştırır. Bu durumda istese de istemese de oyuncuya takma ismiyle hitap edilir. Bu ismilerin çoğu hâlâ kullanılıyor.

Kural 10:Top Benim

Kuralların en can sıkıcısıdır. Bir anlaşmazlık durumunda topun sahibi çocuk "Verin topumu, ben eve gidiyorum" der. Karşı takım alttan alır, oyun devam eder.

Osman Demir / Konya . . osmandemir1@ttnet.net.tr

Yeni siteye gecis

ANA SAYFA